Ihre Browserversion ist veraltet. Wir empfehlen, Ihren Browser auf die neueste Version zu aktualisieren.

    YouTube

    Facebook

    Instagram

Fields marked with * are required.

NOSTALJI YENICE ve KENTLEŞME

NOSTALJİ-YENİCE VE KENTLEŞME–7Kadir DumanKadir Duman

Kadir Duman
Sel kanalının karşı tarafına geçtikten sonra dalgan yolu denilen yola girilirdi. Bu yolun etrafında bağ ve bahçeler vardı. Yol ke...narına yakın yerler incir ağaçları ile doluydu. Yoldan yürürken hangi tarafa baksan lop lop, siyah-beyaz renkli incirler insanın iştahını kabartırdı. Toplanan incirler yarılarak kurutulur, kaynatılır İncirli denen doğal tatlı yapılırdı. Bu tatlı çok özel damak tadına has bir tatlıydı. Hemen her evde bulunur, kışın önemli bir yiyeceği idi. Yine bağ damlarında pekmez çıkarma işlemleri yapıldığı görülürdü. Büyük kara kazanlarda, teknelerde ezilerek süzülmüş, üzüm suyu kaynatılır pekmez yapılırdı. Elde edilen pekmezin farklı bir damak tadı olur, içine tahin de katıldığında okula giden çocukların ekmeğini bandıra bandıra yedikleri gözlenirdi.
Sabahattin Keleş, at arabası ile yazın tarlalarda, çadır kurmuş ırgatlara sebze-meyve satarak, kışında Bakır ve benzeri şeyleri satın alarak yaşamını idame ettirirdi. Kendisi iyi niyetli, işinde gücünde olan bir vatandaştı. Normalde konuşurken bile herkesin duyabileceği kadar yüksek sesle konuşurdu. O dönemlerin iyi bir Demokrat partilisi-Menderes sevdalısıydı. Evi kanalın ve mezarlığın hemen dibindeydi. Evinin önünde Saffet Toksoy un iki katlı toprak evi, bitişiğinde Yaprakçı celal in evi yer alırdı. Celal ağa gençliğinde yöresel halayları çok güzel çeken, figürleri güzel olan biriydi. Bağlardan toplanan yaprakları satın alır biriktirir, şehre götürüp sattığı için, yaprakçı celal derlerdi.
İbiş emminin evi, Çil Ayşe teyzenin evi ile Berber Cafer emminin evleri yan yanaydı. Epili teyzenin evi de bunlarla birlikteydi. Epili teyze, karakaşlı kara gözlü, çok çalışkan biriydi. Kocası kimdi hiç görmedim. Yalnız birlikte pamuk toplarken kızı Güher ve diğer çocukları ile birlikte hayat mücadelesi verirdi. Bir oğlu-Ali Kaya- çırçır kayışına kendini kaptırmış, çok genç yaşta rahmetli olmuştu. Onun acısını yüzünden okumak çok kolaydı. İbiş emmi, iri yarı kocaman ellerinde sefer tası ile işe giderdi. Kendisi Kara tren makinisti idi. Bazen Tenteri (Demiryolundaki su tankeri) bazen de kömürü geçide yakın yerlere döker. Onların içilmek üzere alınmasına-yakmak için toplanmasına kolaylık sağlardı. Çil Ayşe teyze, yemyeşil gözleri, çenesinin sağ tarafında bulunan altın dişi ve parlak kumaşlardan giydiği tertemiz elbisesi ile diğer kadınlardan biraz farklıydı. Oğlu Çerkez Ali futbol hastası-bunun yanında çok hızlı koşan biriydi. O dönemin gençleri(Hüsülü-Cengiz v.b) toptan hızlı koşar diye, topu atar arkasından koştururlardı. Berber Cafer, bir gözünde problemi olan, şişman bir berberdi. Şişmanlıktan olsa gerek traş ederken sık sık derin nefes alırdı.
Onbaşı Mehmet ağa ve Sabır ananın evleri çölmelinin meydanına bakardı. Sabır ana köyün ebesi-kırık çıkıkcısı- kadınların hastalığına derman olmaya çalışan, aklı başında-güzel ve oturaklı konuşan, sözü dinlenen, Osmanlı bir kadındı. 50 li 60 lı yıllarda doğan çocukların çok büyük bölümünde ebe olarak bulunmuş, doğumuna kolaylık sağlamış-tanık olmuştu. Ebe Kadriye, sabır ana ile ilgili- çağırmayın- bilmez diye söylenirdi ama en küçük ağrı-sancı da sabır ana, ilk akla gelirdi. Gece gündüz hiç erinmeden köyün bir ucundan bir ucuna giderdi. Onbaşı ise, içinde bulunduğu koşullarda sözü dinlenen-ağırlığı olan bir konumdaydı.
Talabaların ibo nun iki katlı büyücek evleri ile Abdullah Tosun ile güley teyzenin evi yan yanaydı. Güley teyze bayağı şişmandı. Pamuk toplanırken, sabah erkenden nemli olarak şifi ile toplanan, şifli pamukları, güley teyze çadırın önünde onu şifinden ayıklayarak aile bütçesine katkıda bulunurdu. Oğulları Karayusuf Yeniceye su geldiğinde Belediye de sucu olarak çalışmıştı. Malatya kökenli olduklarını söylenirdi. Hemen önlerinde yine talabalardan Sefer Tapan’ın iki katlı, büyük sofalı taştan evleri yer alırdı. Tam bir çiftçi eviydi. İmam Ilgaz, Hüseyin Çayın evleri ile Garbi Ilgazın evleri yan yanaydı. İmam emminin oğlu Esef (Kör Esef) o dönemlerde bile temiz, ütülü giyinen-yumurta topuk ayakkabıyı seven kimseye kötülüğü olmayan kendi halinde biriydi. Havalı bir görüntüsü vardı. Garbinin oğlu, Erol abi ise köyün kıvırcık saçlı- yakışıklı gençlerinden biriydi. Ahmet Ilgaz Yenice de Belediye teşkilatını kurup, Başkanlığını da 3 dönem yapmış biridir. Çukurova da o dönem de önde gelen isimlerden biridir. Temiz Takım elbise giyimli, fötr şapkası elinde, tek tek basarak yürüyen Demokrat Partinin önde gelen isimlerindendi. Devlet katında bitiremeyeceği iş yok denirdi. Manuel telefonla o dönemin hâkimine-Kaymakamına telefon etmesi yeterliydi. Devrin ileri gelen politikacılarından Celal Bayar ve Refik Koraltan evine gelmiş; Ahmet bey, bir isteğin var mı diye sormuşlardı. Ama Ahmet Ilgazın ne cevap verdiği bilinmemektedir. Babalarımız, istese her şeyi yapardı, derlerdi. Veysel Ilgazın evi daha içlerde yer alır, Ilgazların avlusuna kolay kolay girilmezdi.
Ahmet ılgazın bahçesinin bitiminde mezarlık yolu vardı. Yolun iki tarafı çalılıklar ve hindiinciri ağaçları ile doluydu. Bidik emminin ve Dabisin kahvesinde oyun oynarken ihtiyaçları gelenler, hemen bu yola koşarlardı. Ta ki Bağımsız ve gençlerin adayı Ali Gerger Belediye başkanı oluncaya kadar. Ali Gerger’in ilk işlerinden biri olan, şimdi ki çarşı içinde bulunan umumi tuvaleti yapıncaya kadar, bu böyle sürdü, gitti.
Selim Emminin (Keleş) iki katlı taştan yapılı büyük evinin önünde Nusrettin Özen’e ait selim emmininkine göre daha küçük taş evi önlü arkalıydı. Selim emmi ufacık tefecik, başında fötr şapka, bacağında şalvar ile farklı bir görüntüsü vardı. Nusrettin özen ise uzun yıllar gar lokantasında kebab işlerinde çalıştı. Rafet özen ile Emeksiz Ahmedin (Özen) evleri de yan yanaydı. Emeksiz Ahmet emmi kendi halinde, evin önüne, ektikleri ile uğraşan, Harman zamanı yaba savurarak evin geçimini sağlamaya çalışan sessiz sedasız biriydi. Hanımı hatça ana, Sabır ananın bacısıydı. Genlerinde olacak ki, o da Osmanlı bir kadındı. Çocukları ile ilgilenmede, evin işlerini çekip çevirmede hatça ananın dediği olurdu.


NOSTALJİ-YENİCE VE KENTLEŞME–8

Kadir Duman

Çölmelide bulunan, Yenicedeki en önemli meydanlardan zibillik denilen yerin güney tarafında Ali Hikmetin, halen d...urmakta olan ve neredeyse yolun yükselmesi nedeniyle yarı yarıya toprağa gömülü evleri yer alırdı. Ali Hikmet abi, kısa boylu hayatın çilesini çekmiş bir görüntü verirdi. Onun evinin önünde Yenice nin en eski manavlarından olan Yaz Kış sebze getirip satan, üstüne üstlük yazları da istasyon da karakol karşısında kavun karpuz işi yapan İsmet Kirişin evi yer alırdı. İsmet Kirişin küçüğü Yaşar Kiriş, yakışıklı, döneminin en iyi futbolcularından biriydi. O zamanlar profesyonellik yoktu da para kazanamadılar. O dönemin birçok sporcusu bugün olsalar belki çok para kazanırlardı spordan. Yaşar abi de bunlardan biriydi. Ali Hikmetin doğu komşusu ise Hacı Bekir (Verdi) idi. O da emeğe dayalı bir çalışandı. Çok konuşmayı seven-zaman zaman da birazcık abartılı ve bağırarak konuşmaktan kaçınmayan bir yapısı vardı. Hacı emmi nin evi ile( Dursun Güven) Galos Kemalin evleri ile duvar duvara idiler. Güneş teyzenin evi de burada idi. Galos Kemalin kardeşi Ali Osman Adana da garajlarda baklava v.s satarak hayatını kazanıyordu. Bacıları Saime de Adana ya gelin gitmişti. Güneş teyzenin oğlu Yazgı da Adana da hayatını idame ettirmek için çalışırdı.
İsmet Kirişin evinin önünde kime ait olduğunu bilemediğim, ancak sonraları Yenice de demirci ustalığı yapan Gülekli Abdi ustanın yanında çalışan Demirci Âlinin evi yer alır. Önünde de Tan ali İle isaf teyzenin (Dan) evi vardı. Oğulları Dadal hatırnaz-efendi, herkesin işine koşan biriydi. Onların evinin arkasındaki, ince dar sokaktan içeri girdiğinde duvarları birbirine bitişik nizam yapılmış Bitliler denilen ailelerin evleri yer alırdı, her eve ayrı ayrı merdivenlerden çıkılır, topraktan ve iki katlı yapılmış evlerdi. Bitliler denilen ailede erkek çocuğu çoktu. İlk yazılarımda bahsettiğim Yenicenin sigortası-Ambulansı sayılan Ayhan Uğur du. Sporu seven bir yapıları vardı. Yenay-Sonay yenice sporuna hizmet etmişlerdi. Tık Tık Tuncay ise iş gereği Mersine göçmüştü de… O dar sokak Haceli emminin evine kadar uzar, şıllo hıdır ın evinin karşısında bir başka yolla birleşirdi. Haceli-abilo ve özdamarların evinin dibindeki dar yoldan köyün içine de gidilirdi. Haceli emmi (Uğur) Güçlü kuvvetli biriydi. Hayatının bir bölümünü Çukobirlikte kütlü ile haşır neşir geçirmişti. Çok güçlü ve dokunaklı bir sesi olduğu gibi, Yöresel Halayları iyi oynayan biriydi. Gençliğinde hemen hemen her düğünde, kenarı sancak süsü ile süslenmiş bayrağı ile ön saflarda yer alır, sünnet düğünlerinde ise sünnet olacak çocuğu, dokunaklı ve gür sesi ile söylediği ezgiler eşliğinde giydirir, anaları ve babaları ağlatırdı. 1986 yılında, bana, yiğenim o işleri bıraktım, ama seni kırmayacağım deyip, çocuklarımın sünnet elbiselerini Koz Bahattin ile birlikte, yaşının verdiği yükseklikte uzun havalar söyleyerek giydirmişti. Onun yanık sesiyle ana babalar, içinde bulunduğu mutluluk ve duygusallığın sonucu ağlamamak işten değildi.
Kavaklı Âlinin evi Haceli emminin evinin önündeydi. Kavaklı Ali PTT de çalışırdı. Bir oğlu Hüseyin, o dönemin önemli bir hastalığına yenik düşmüş, cenazesi Ankara dan getirilmişti. Genç oluşu nedeniyle olsa gerek cenaze mahşer yeri gibiydi. Nadiye teyzenin oğlu Abilo, Yenice de efendiliği ile sevilen-iyi futbol oynayan yakışıklı, kıvırcık saçlı bir ağabeydi. Abilo gilin evinin önünde Özdamar kardeşlerin evi yer alırdı. İbili ile Abidin emmi kardeşti. Abidin emmiyi çok zaman kır eşeğinin üstünde tarlasına giderken görmek mümkündü. Birde Belgüzar adlı her iki gözü de görmeyen bacıları vardı. Belgüzara, kör bacı da derlerdi. O çevredeki herkesçe sevilir, sayılırdı. Gözlerinin görmeyişinin kendine verdiği altıncı his olsa gerek ki; herkesi sesinden tanır, her olaya tanık olurdu. Özdamarların batı tarafında Mıstıl Kadirin ince uzun avlulu iki katlı evi yer alırdı. Mıstıl Kadir kısa boylu hafif şişmanca, sessiz biriydi. Ağır ağır yürür, yüz ifadesi sert, gülmeyen biriydi.
Mıstıl Kadirin komşusu Elçi naylon abidinin eviydi. Yenice de hayatını emeğini satarak kazanan insanların çokça girip çıktığı bir yerdi. Irgat bulur, çalıştırır ve onların haklarını dağıtırdı. Elçi abidinin Yenice de önemli bir yeri vardı. Kafasında 6 köşe kasketi, bacağında şalvarı, şalvarının cebinde ikiye katlanmış ırgat hesabı ile dolu defteri ve altında bisikleti ile Yenice de önemli bir kişilikti. Sabah tan ağarırken fabrika durağı, demiryolu civarında ırgatları uyandırmak için işaret parmağı ile çaldığı ıslık gecenin sessizliğini yırtardı. Islığı, yaz günü, damda yatarken duyan ırgatlar Fabrika durağına doluşur, traktörle veya arabalarla ot dövmeye-pamuk toplamaya giderlerdi. Bazanda uzak yerlere haftalığa gidilir, orada yatmak-yemek, içmek için yatak yorgan götürülürdü. Elçi abidinin dili tatlı, yüzü güleçti. Çok az sinirlenir, ırgatlarını tarlada da takip ederdi.
Haceli ile Kavaklı Alinin evlerinin bitişiğinde Hamal Bayramın tuğladan yapılmış iki katlı evi yer alırdı. Kendisi TCDD de hamallık yapardı. Hamal Bayram ve avradı kiraz teyze, Okumayı çok sevdiğini söylerlerdi. Onun için Büyük oğlu Muhittini, Adana da özel Üniversiteye yazdırmış, Mühendis olsun istemişti. Muradına da ermişti. O yıllar, Hükümet özel Üniversite açılmasına izin vermişti. 2–3 yıl sonra ise ne hikmetse o okullar devletleştirildi. Muhittin Sırdaş da, Mühendis olmuş, YSE ye işe girmiş, Yenice ye ciddi katkılarda bulunmuştu. Her bulunduğu ortamda, ben hamal Bayramın oğluyum, doğum tarihi içinde çeti kırımında doğmuşum, diyerek öğünürdü. Paşa Hüseyinin küçük oğlu Cumali Kurtuluş sonradan Hamal Bayrama komşu olmuştu. TCDD de çalışan Hüseyin Bey emmi ile Mahir Karacan komşuydu. Kayserili Hikmetin ve Tantan Mahmudun evleri de buradaydı. Tantan Mahmudun oğlu Hüseyin (Gündoğdu), uzun boylu biriydi. Tıpkı babasına benziyordu. Mahalle maçı yaparken en geri de durur, gelene gidene vurur, korkutmaya çalışırdı. Zaman zaman canı yananların korktuğu da olurdu. Adana da sanat okulunda okurken, trenle gelip giderdi. Şakirpaşa durağı karşısında evi olan birine abayı yakıp evlenmişti. Sonraları TCDD de makinist olmuştu. Bu evlerin Batı tarafında İstasyonda Büfe işleten, lakabınıda buradan alan, istasyon da sıkça nargile içerken de görülen, Büfeci Kadire ait ev vardı. İki katlı, korkulukları yeşil boyalı bir evdi. Bisikleti ile işine gelir giderdi. Erzak taşımak içinde bisikletinin arkasına tahta zeytin sandığı bağlamıştı. Güzel gözüksün diye de olsa gerek yeşil boya ile de boyamıştı..


NOSTALJİ-YENİCE VE KENTLEŞME-9

Kadir Duman
Mezarlığa çarşı tarafından girerken var olan meydanlık çocukluk yıllarımızda Canbazların gelip direklerini dikip tel üzerinde yür...üdüğü, çeşitli akrobatik hareketlere ev sahipliği yapan bir meydandı. İlginç kıyafetler içindeki Canbazlar, tel üzerinde yürüyerek o dönemin büyük-küçük, yaşlı genç ve çocuklarının ilgi ile izlediği, o dönemlerin en önemli etkinliğiydi. Canbazı, ağzımız açık-nefesimizi tutarak izlerdik. Daha sonra seyretmeyen arkadaşlarımıza ballandıra ballandıra anlatır, aklımızca seyretmiş olmanın, üstünlüğünü taslardık. Tel üzerinde işini bitiren Canbaz ya bir tepsi içinde ya da Fötr şapkasını açarak yaptığı hizmetin karşılığını alıp, çoluk çocuğunun nafakasını çıkarmaya çalışırdı.
İşte bu meydana Çaycıların iki katlı taştan yapılmış, birkaç evin iç içe geçtiği tam bir çiftlik evi görünümünde ki evleri yer alırdı. Çaycılar çok geniş bir aileye sahiptiler. Geçimleri çiftçilikti. Çaycıların İzzet emmi, ufak tefek biriydi. Ama arı gibi çalışkandı. Onu boş dururken görmek nerdeyse mümkün degil di. Çaycıların Hüseyin de, izzet emmi gibi çalışkandı ama, Bayram emmi öyle degil di, herhalde. Onu, daha çok iyi giyimli ve gezerken görebilirdiniz. O dönemlerin Gazlı Ferguson motorları vardı. Cüssesi yoktu ama tarlada pamuk toplarken arkasından koşar binerdik. 10-15 haral basılmış pamuğu tarlada banamı sın demeden, taşırdı.
Çaycıların evi ile bitişik Mehmet Ali Sarıgülün evi vardı. Kendisi İri yarı-sarışın, hafif göbekli biriydi. Çok sessizdi. Sanki, sormasan-konuşmasan konuşmazdı. Ama hiç kimseye kötülüğü olmayan biriydi. 80 li yıllarda, nedendir, bilinmez evinde kendini asarak hayatına son vermişti. Bidik, (Adını bugün bile bilmiyorum) ufak tefek yapısıyla oraya buraya çay taşırken-boşları toplarken gördüğümüz biridir. Yenicenin önemli kahveci esnafı olarak bilinir. Geçmişte de halen bugün de kahvesi Bidiğin kahvesi diye anılır. Bu kahvenin sürekli müdavimleri vardır. Bunlar evden çıkar çıkmaz, bilinir ki; Bidiğin orda soluğu almışlardır. Bidiğin evi ise hemen kahvenin ardında yer alırdı. Komşusu Asker Memedin evi, Manav selahattinin evi onların arkasında ise Uygun ağabeyinin evi yer alırdı. Çarşıdan, Hikmet Kirişin dükkanının yanından girince Bellişin çocuklarının evi ile Aleko gilin evi yan yanaydı. Alekonun babası da posta trenlerinde baklava-limonata satarak hayatını kazanan biriydi. Aleko yüz yapısı ile pek Yeniceliye benzemezdi. Çekik gözlüydü. Humuscu Musto nun evi de buradaydı. Humuscu Musto deyince gelip geçmemek gerekli. Yenicenin ilk çerez satan kişisiydi. Biz ilkokula başladığımızda 4 tekerli- Maviye boyalı, camdan yapılmış gözleri, çeşitli çerez dolu bir arabası vardı. O yıllardaki arabanın temizliği, satılan ürünlerin tozdan topraktan korunması (Yollar tamamen toprak yoldu) belki bugün bile yoktur. 50 li yıllarda doğan her Yeniceli Humuscu Musto yu tanır ve okuldayken muhakkak ondan çekirdek-humus-boyalı şeker v.s almıştır.
Muhtar Muhitinin 2 katlı toprak tuğladan yapılmış evi, o dönemlerdeki en gözde yapılardan biriydi. Yenicenin tek mahalle olduğu dönemde uzunca bir süre Muhtarlık yaptığı için bu adı almıştı. Uzun boylu-babayiğit, temiz giyinen, yanlış hatırlamıyorsam irice elleri olan biriydi. Siyasette önemli bir yeri vardı. Ahmet Ilgazın önem verdiği bir kişilikti. Ahmet beye ulaşamayanlar Muhtar Muhittin Vasıtası ile ulaşmaya çalışırlardı. Demokrat Partinin ve Adalet Partisinin Yenice deki bir numarasıydı. Çukobirlik yönetimlerinde de etkinliği vardı. Urumlu Vahidenin evi Muhtarın karşısında idi. Benim tanıdığım yaşlarda kendisi dul biri olarak hayatını çiftçilikle kazanan, geçim için kadın başı ile mücadele veren biriydi. Doğrusu Urumlu lakabı nerden geliyor bilemem. 2 kızı vardı Dursun-Kibriye elele vermiş hayatlarını kimseye muhtaç olmadan sürdürmeye çalışırlardı. Büyük Kız Dursun, Selahattin Yıldırım(Enişte) ile evlenmişti Enişte Selahattin, Kalbinde kötülük olmayan ama çabuk parlayan İyi bir Fenerbahçe ve Mersin İdman Yurdu taraftarıydı. Cumali Kurt (Deli Cumo) Belediye zabıtasıydı. İri Yarı-Cüsseli- Sevecen biriydi. Karısı Elif teyze ise tam aksine kısa boylu, cumo emminin cüssesine tezat bir yapısı vardı. Oğlu Doğanşiir, çok konuşkan neşeli bir kişiydi. Cumo emmi daha sonraları ikinci evliliğinide yapmıştı. Şöför Veysel Otomobilin az bulunduğu dönemde şöförlüğü her şeyiyle öğrenmiş, Tarsus-Mersin ve Adana civarında isim yapmış, güleç yüzlü-hayatı zaman zaman umursamayan bir yapıya sahipti. Yenice ye ilk Belediye otobüsü geldiğinde, akla hemen o gelmiş, Çok kıymetli olan bu araç Veysel abi ye emanet edilmişti.
Muhtarların avlusunun hemen arkasında Çiye Mehmedin evi ile Muzaffer Maya gilin evleri yer alırdı. Yolun sonunda ise Türkmenlerin İsa- Fevzi ile Zeynel emminin evi, sanki kapalı bir kutu gibi yer alırdı. Meyroş teyzenin iki katlı taştan yapılı evlerinin ziyaret tarafındaki yanından girince tamamen Türkmen soyadı ile karşılaşırdınız. İsa emmi eskiden çarşının içine gitmekte kullanılan yol üzerinde Bakkallık yapardı. Uzun boylu-esmer tatlı dilli bir insandı. O dönemlerde önemli bir bakkaldı. Zeynel emmi, fötr şapka giyen iri yarı-cüsseli esmerce bir adamdı. Çok geniş bir aile yapısına sahiptiler, Zeynel emmini oğlu Kemal, o zamanlar hukuk okumuş İstanbul da avukatlığa başlamıştı. Kemal Türkmen o dönemlerde, Mehmet ağanın (Şen) oğlu Vedat la birlikte halter sporuna ve vücut geliştirmeye
Merak salmış iki Yenice genciydi. Meyroş teyzenin çocukları genelde Fırıncılık yaparlardı. Yenice de en büyük fırınları kardeşler olarak (Mustafa-Bayram) işletirlerdi.
Muhtarların evinin çarşı tarafında ise, Valo emminin-Lülüşün ve cellatların evleri o dönemde çarşının içine gitmekte kullanılan yola bakardı. Valo emminin Yaşarı, Ali Gerger döneminde Belediyeye girmiş oradan emekli olmuştu. Herkesin işine koşan bir yapısı vardı. Cellatlara neden böyle bir lakap takılmış bilinmez, Oğulları Doğan efendi ve çalışkan biriydi.
Lülüşlerin oğlu cabbar ve kızları Şemsi vardı. Şemsi sağlık sektörününde çalışıyordu. Orta okuldan arkadaşımızdı. Okul numarası 8 di.


NOSTALJİ-YENİCE VE KENTLEŞME–10

Kadir Duman
Şimdiki; Uğur Mumcu parkının karşısında bulunan petrol istasyonu
50 li 60 lı yıllarda çeşitli amaçlarla kullanılan kocaman bir s...alondu.
Şimdi ki parkın yerinde, beldenin tek okulu olan Yenice ilkokulu vardı.
59–60 lı yıllarda adı geçen bu salon seyyar sinema salonu olabiliyor, Hırıltılı sesiyle sinema makinesi ve beyazperde ile öğrencileri
buluşturuyordu. Hepimiz Ailelerimizden aldığımız 5–10 kuruşluk harçlığımızla sinema ve beyazperde olgusu ile tanışıyorduk. Burası daha
sonra Cumhuriyet döneminin en önemli kazanımlarından olan ve
tamamen Yerli malı üretip satan Sümerbank olmuş ve Yenice ile çevre köylere hizmet eder hale gelmişti. Şimdi anlıyorum ki; Sümerbank’ın
Yenice ye açılmasında dönemin Demokrat Partili Belediye Başkanı
Ahmet Ilgaz ın katkısı vardı. İnce uzun çubuklu pijamalıklar-patiska-
kaput bezi-pazen ve türlü elbiselikler Yenice halkının hizmetine ucuz
ucuz sunuluyordu. Sonraları ne oldu da bu güzelim satış mağazası
kapandı. Doğrusu ben ve Yenice halkı anlayamadı. Ve ne yazıktır ki
90 lı yılların sonunda bu güzelim Cumhuriyet eseri Sümerbank
Özelleştirme adı altında, sırf değerli arsasını almak için haraç mezat
satıldı.
Köyün içi diye anılan yer, alışverişlerin yapıldığı, vatandaşların
stresini attığı, oyun oynadığı yerlerdi. Bu yıllarda köyün içindeki
bakkal-manav ve kahvehaneler açık S biçimindeki bir yolun üzerinde
yer alırdı.
Mıstıl (Mustafa Özdamar) evi hemen girişte taş yapılı ve iki katlı olarak
yer alırdı. Mıstıl kadir- kır bekçisi Naco ve küçük oğlu murtaza
çiftçilikle ve hayvancılık yaparak hayatlarını idame ettirme derdindeydiler. Kır bekçisi Naco, Yüksek yolundaki sulama kanalında şakayla, beni suya atmış, yüzme bildiğimi sanmıştı da; elbiseleri ile suya atlayarak beni kurtarmıştı. Şen-şakacı bir kişiliği vardı. Evlerinin yanında
Murtaza Baba adlı türbe vardı. Her Perşembe günü insanlar gelir mum yakarlar, adak adarlar; adamışlar ise kurban keserlerdi. O zamanlar
bu ziyaret köhne bir yapıya sahipti. 89 da Ali Kuru Belediye Başkanı
olunca buraya el atmış, betonarme bina yapmış, Yeşile boyayarak görünümünü güzelleştirmişti.
Mevlüt Yıkılmaz ın kahvesi ile kardeşi Tekelci rıza emminin
dükkânları yan yanaydı. Bunların karşısında Bakkal isa (Türkmen)
emminin dükkânı yer alırdı. İsa emminin dükkânının yanında Bakkal
Rahimin dükkânı vardı. Alt tarafı dükkân, üst tarafı ise eviydi. Ama her ikiside 70 li yıllara doğru dükkânlarını kapatmışlardı. Az ileride Memiş amcanın tahta darabalı, uzun demirlerle açılıp kapanan kahvesi sabahın
erken saatlerinde açılıp hizmet verirdi. Memiş amca kısa boylu-tıknaz
biriydi. Bildiğim kadarıyla, Yeniceli değildi, (K.Dikili olduğu söylenir) başka bir köyden gelmişti ama Yeniceliye hizmet veriyordu.
Berber Caferin dükkânı, Tırtopların Müslümün kasap dükkânının
arasından Mehmet ağanın(Şen) evine girilirdi. Mehmet emmi at
arabasında sebze meyve satar, çocuklarını geçindirmeye çalışırdı.
Muaserce her zaman kocasına araba yükleme boşaltmada yardımcı
olur, bazen da kızdığında “Allah Allah bak
hele yavv” diye yüksek sesle Muaserceye kızdığını belirtirdi. Sonraları,
Şadi Aykıra ait kahve olan yerde adını da mesleğinden alan Bakkal Halil
emminin dükkânı yer alırdı. Bakkal Halil emmi, uzun boylu-irice
bir adamdı. Hanımı Döne teyze ise ufak tefek yapılı, hatırnaz bir
kadındı. Bakkal Halilin oğlu Selahattin bir cinayet sonrası içeri
düşmüştü de bakkal Halil emmi, Dükkânını o sıralar yeni gelişmekte
olan istasyon civarına taşımıştı.
Yenice büyüyüp gelişince, 3 mahalleye ayrılmıştı. Fatih mahallesinin muhtarlığını da Şadi abi kazanmıştı. Ona ait tertemiz-büyücek
kahvehanesi de aynı güzergâhta idi. Şadi Aykır, ince uzun boylu-
bakımlı-temiz giyimli biriydi. Saçlarını, sürekli düzgün biçimde
biryantin sürerek tarayan biriydi.
O yıllarda bile Yeşil renkli sonradan steyşin araba diye tanıdığımız
arabası vardı. Kahvehanenin Bitişiğindeki kapıdan ise, sonradan
taksicilikte yapan Özen (Çelik) ağabeyinin evine girilirdi. Az ileride ise
50 li 60 lı yılların önemli bakkallarından Tibik Yusufun bakkalı vardı.
Tibik Yusuf orta boylu hafif göbekli, esnaf dilli biriydi. Yenice de o
yıllar elektrik yoktu. Tibik Yusuf tan gaz lambalarına şarap şişeleri ile
veya teneke bidonlarla gaz almaya giderdik. Hikmet Kirişin bakkaliyesi Bidiğin kahvesi ile bitişikti. Hikmet Kiriş konuşkan-sevecen, şakacı
biriydi. İri gözleri vardı. Bidiğin kahvesini 9 ncu yazımızda genişce
anlatmıştık.
Bidiğin kahvesinin karşı köşesinde Ziya Ateşin petroldeki
görevinden ayrıldıktan sonra açtığı bakkaliye yer alırdı. Ziya Ateş
Mustafa Gündoğdu ya ait, Yenicenin eski yol üzerinde, Adana
çıkışındaki petrolünde (Mobil) çalışırdı. Oradan ayrılınca bu
dükkânı açmıştı. Ufak tefek, güzel konuşan ve o devirde aklı eren
kişiler arasında
yer alan biriydi. Hemen karşısındaki köşede Dabise ait kahve yer alırdı.
Dabis Müslüm çok renkli bir kişiliğe sahipti. Kahvesi çarşı içinde
en çok ççalışan kahvelerden biriydi. İsmet Yıkılmazın kahvesi de,
Dabisin
kahvesinin yanındaydı. İsmet abi de sessiz- ağır ağır hareket eden bir
yapıya sahipti.
Bu kahvenin müşterileride farklıydı. Mevlüt Yıkılmaz ile kardeşi ismet yıkılmazın kahvesine, dönemin CHP li tanınan insanlarının daha çok
takıldığı görülürdü. Kendileri ve ağabeyleri Musa Yıkılmaz dönemin
iyi CHP lisi, iyi bir ismet paşacısı idiler. Manav Selahattinin, bugün de
hala durduğunu sandığım küçük manav dükkanı, Şadi Aykırın evinin
altına açtığı bakkal dükkanının karşısında, Yenicenin en renkli
simalarından olan Kasap Karagüllenin evi ve kasap dükkanı yer alırdı. Karagülle lakabıydı, asıl adı Mustafaydı. Tüm çocukları baba mesleğini seçmiş, aynen babaları gibi renkli kişilikleri ile Yenice ye renk
katmışlardır. Kasap garip, kardeşi Murtaza hem kasaplıkta hem de
yöresel oyunları oynamada mahir kişilerdi. Diğer çocukları da hemen
hemen aynı özelliklere sahip kişilerdi. Az ileriye gidince Ferhat Şafakların
ve Faik emminin çiftlik gibi evleri ile Yıkılmazların iki katlı taştan yapılı evleri yer alırdı. Musa-Mevlüt-İsmet ve Rıza yıkılmaz burada otururlardı. Faik emminin hanımı Gazeli vadi teyze iyi bir kırık çıkık ustasıydı.
Faik emmi, İnce-zayıf, uzunboylu sessiz görüntüsü olan bir kişiydi. Çiftçilikle uğraşırdı.
Karı teyze ve kızı Birsenin yaşadığı sonraları yıkılan evleri de yine bu çarşının içinde yer alırdı.


NOSTALJİ YENİCE VE KENTLEŞME-11

Kadir Duman
Bekçi musto’nun evi, Mezarlığa giden yolun güneyine düşerdi. Bekçi Musto orta boylu, tıknaz, hafif göbekli, halim salim görünüşlü biriydi. Yenice de elektriğin olmadığı zamanlarda, Yenicenin evleri de-insanlarıda Bekçi başı Ali haydar, Bekçi Ali emmi ile Bekçi Musto ya emanetti. Geceleri ellerinde el feneri, ağızlarında düdükleri ile belli zaman aralıklarında düdük çalarak diyaloğ kurar, Asayişin berkemal olduğunu birbirlerine bildirirlerdi. Bu işlem aynı zamanda uyumalarına engel bir kontrol sistemi gibi çalışırdı. Bekçi başı Ali Haydar’a tavır ve davranışlarından dolayı gençler Şerif adını takmışlardı. Bekçi Ali Ağa, uzun boylu- yapılı görev yapmayı seven bir anlayışı vardı. Geceleri düdük çalan, hırsıza, huysuza engel olmaya çalışan bekçiler, gündüzleri de Askerliği gelen, yoklamaya gidecek gençlere tebligat işlerinde çalışırlardı.
Hancı Bahri nin evi ile Bıyıklı bahri amcanın 2 katlı toprak yapılı evleri yan yanaydı. Hancı Bahrinin adı, o devirler de konaklama yeri olarak kullanılan han denilen işi yaptıklarından dolayı verilmişti. Bıyıklı Bahri amca, uzun boylu- babayiğit, ak saçlı- beyaz Bektaşi bıyıklı biriydi. Güler yüzlü, insanlara sevecen gelen bir yüzü vardı. Doğu-batı istikametinde uzanan iki katlı uzunca sofası bulunan bir eve sahipti. Bu evlerin arkasında ise sali Yamana ait ev yer alırdı. Oğlu Ercan ile ortaokulda aynı sınıfı paylaşmıştık. Bu evlerin önünde Çarşı içinde bakkallık yapan Tibik Yusuf emminin evi yer alırdı. (Tibik Yusuf emmi ile ilgili 10 bölümde genişçe yer verildi.)
Co ların koca çiftliğe benzer, taştan yapılı evlerine 10-15 metrelik bir yol kat edilerek girilirdi. Evlerinin sofasındaki tahta işlemeler, geniş sofalar görülmeye değerdi. Co lar çiftçilikle uğraşan, epeyce tarla ekip biçen bir aileydi. Mcormik marka, kırmızı renkli irice bir Traktörle işlerini görürlerdi. Traktör hantal görünüşlüydü ama çok güçlü bir traktördü. Co ların evleri ile Ankara Demiryolu arasında ise içinde çeşitli meyve ağaçlarını barındıran bağları vardı.
Ankara Demiryolu geçidinin hemen yanında Çil Hasanların Çiftlik gibi evleri yer alırdı. Çil hasanlar da geniş bir aileye sahiptiler ve çiftçilikle uğraşırlardı. Adil emmi ile Fahriye teyzelerin evi çilhasanlarla yan yanaydı. Gerçi Adil emmi de çil Hasanlara aitti. Demiryollarında ambar işlerinde çalışırdı. Çiftçilik onun için ikinci derece de bir işti. Hüseyin Tibik in iki katlı, toprak yapılı, yola bakan kısmındaki tahta merdivenle çıkılan evi vardı. Bu ailenin çocuklarının zeki oldukları dilden dile dolaşırdı. Dünyamin Tibik le beraber ortaokul da okumuştuk. Lise de yollarımız ayrılmış, o Tarsus lisesine gitmiş sonra da İTÜ elektrik Mühendisliğini okumuştu. Seçerlerin evleri bu evin arkasına düşerdi. Seçerlerin büyük oğlu Sato Kulüp işleterek hayatını kazanmaya alışmıştı. Küçükleri Seyfi Seçer ise Yenice elektriğe kavuştuktan sonra bir süre elektrikçi olarak sonraları ise Bakkaliye işleterek geçim sağladılar. Mennen Rıza, Mennen Âlinin avradı Gülşen teyzenin evi önlü arkalı yer alırdı. Belediye teşkilatının ilk kuruluşunda işe giren, el arabası ile Yenicenin temizliğini sağlamaya çalışan Bogus Nazımın evi ile Sağır Mehmedin evleri içeydi. Sağır Memed iyi bir kerpiç ev ustasıydı. Kulakları gerçekten duymazdı ama Yenicenin bir çok evinin kerpicinin dökülmesi, duvarının örülmesine emek vermiş aldığı ücretle de kimseye muhtaç olmamaya çalışmıştı.Çalçiklerin evleri ise önde yer alırdı. Çalçiklerin Remzi, üniversite okuyarak orman Mühendisi Olmuştu. Yenice deki ilk Mühendislerden biriydi. Bu evlerin karşısında Çiftçilerin 2 katlı topraktan yapılı evleri yer alırdı. Pinnaz teyze ufak tefek yapısı ile hem çiftçilik yapar, hem de evin işlerine koştururdu.
Ankara Demiryolunun güney tarafında Hasbekli Bilalin evi ile 60 lı yılların içinde yapılan İsmail Tul un evi, onun hemen önünde ise Kaba Mahmutların sırasının üstüne dizilmiş evleri yer alırdı. İsmail Tul uzun yıllar Belediye de Muhasebeci olarak çalışmış, Yenicesporuna yönetici olarak hizmet etmiş biridir. Kabamahmutlardan sonra Boroları çiftliği yer alırdı. Boro Halil temiz giyimli, hatırı sayılan biriydi.(Boro halil ile ilgili 3 sayıda bahsedildi) Boro Halilin çok büyük tarlaları vardı. Kanal üstünde-Dalgan yolunda bir yerleri vardı ki; ırgat girince uzunca bir süre pamuk toplardı. Oğul Danış Çok okuyan-sol düşünceli biriydi. 60 lı yıllarda TİP de faal görev almış, sendikal örgütlenmelerin içinde bulunmuş biriydi. Temiz giyinir, güzel konuşması ile insanları etkilerdi. İskenderun Demir Çelik te çalışan şirket işçilerinin sendikalasması işinde yoğun mesai sarfetmişti.
Yüksek taş duvarlarla çevrili, içinde büyük konakların yer aldığı Kadriyenin çiftliği denilen yer Mersin Demiryolunun kenarında büyücek bahçe içerisinde yer alırdı. Çok fazla insanın girip çıkmadığı bir yerdi. Kocaman bir demir kapısı vardı. Petrolcu Ziya Ateşin iki katlı taştan yapılı evi kadriyenin çiftliğine komşuydu. Ziya Ateşin evinin hemen yanıbaşında bir incir ağacı vardı. Ferdane abla hatırı sayılır biçimde kiloluydu. Evin tahta sofasında veya merdivenin başında komşuları ile günlük sohbetlerini yapardı. Demiryollarında çalışan Hüseyin emminin evi ile bekset amcanın evi yan yanaydı. Her ikisi de kendi hallerinde halim selim insanlardı. Cicik Fikri nin evi de hemen yanıbaşındaydı. Cicik Fikri Kırmızı Chevrolet arabası ile İstasyon civarında takılır. Müşteri taşır, hasta naklide yapardı. Güleç yüzlü-şakacı, hazır cevap bir yapısı vardı. Cicik fikrinin evinin önünde, Yenice de memuriyet yapan bir çok üst düzey insanın oturduğu Çete Haççanın evi yer alırdı. Nahiye Müdürleri, Karakol komutanları ile boş olduğu zaman da öğretmenlerin oturduğu, aranan bir yerdi. Mersin Demiryolunun hemen yanındaydı. Yenice deki ilk düzenli yapılardan biriydi.


 NOSTALJİ-YENİCE VE KENTLEŞME–12

Kadir Duman
Dabis müslümün kahvesi ile sırt sırta vermiş iki katlı topraktan yapılı bir evde döneminin en önemli terzilerinden Emine teyze otururdu. O zamanlar fazla dikiş makinesi olmadığından, ölçme biçme işleri fazlaca bilinmediğinden, Emine teyze revaçta idi. Genç kızlar entarilerini-fistanlarını, orta yaşlı kadınlarımız ise güdük ve şalvarlarını emine teyzeye diktirirlerdi. 64-65 li yıllardı Beldemizin tek sosyal faaliyeti Yenicespor da, formalık bez almış ve diktirmişti. 2-3 sene bu formalar gençler tarafından özenle korunarak spor alanlarında giymişlerdi. Avgan Alişan Döneminin iyi İsmet paşacılarından biri olarak bilinirdi. Yeşile çalan gözleri, Yazları delikli, kremi andıran rengi ile Kışları ise Kahverengi tondaki fötr şapkası ile farklı bir kişilikti. Giyim kuşamı ile farklıydı. Avgan alişanın evi ile Aboların evleri duvar duvaraydı. Aboların Sami, Ali İmran, Safa, Murtaza abi bu evlerin gençleriydi. Evleri tek avlulu ve iki katlıydı. 67-68 yıllarında yağan yağmurdan zarar görmüş, evlenenler avludan ayrılmış Yenicenin çeşitli yerlerine yerleşmişlerdi. Keltenlerin iki katlı konağı ile Müslüm Serin emminin evinin arasından halen de kullanılan yol geçmekteydi. Müslüm Serinin çocukları (Abidin-Erdem) halen bu yerde yaşamlarını sürdürmekteler. Kelten mahmutun evinde daha sonraları Şadi abi oturmaya devam etmiş, diğer kardeşleri iş-aş mücadelesine başka yerlerde devam etmişlerdir. Kardeşlerden Müslüm 50 li yıllarda Mersine gitmiş ve hayatını orada idame etmiştir. Kelten Mahmut dönemin akıldanelerinden-ileriyi gören yapısı ile sözü dinlenenlerindendir. İyi konuşan-temiz giyinen ve oturaklı sözleri ile bilinirdi. Kelten Mahmudun evinin önünde Topal Cumalinin iki katlı evi yer almaktaydı. Biçerlerin evleri de burada yer almaktaydı. Biçerlerde geniş bir sülaleye sahiptiler. En önemlilerinden biri Nusrettin abi, Belediye de Muhasebeci ve hatırı sayılan, efendi ve düzgün biriydi. Yenicesporuna katkı vermişti. Ali Biçer ise Ticaret yolunu seçmişti. Tarsus ta eski Ankara yolunda çırçır fabrikası çalıştırmışlardı. Biçerler o dönemin hatırı sayılır Demokrat ve Adalet Partilileriydi. Hatta Ali Biçerin oğlu Enver, Süleyman Demireli Yenice dış yolda karşılaması esnasında heyecandan kalp krizi geçirdiği ve rahmetli olduğu söylenir.
Hüseyin Bayerin, halen durmakta olan evi de biçerlerle karşı karşıyaydı. Hüseyin emminin erkek evladı bir taneydi. Onun elini soğuktan sıcağa vurdurmaz, el bebek gül bebek bakardı. Oğlu asafın futbol topu ile evlerinin önündeki selektörün konulduğu alanda top oynanırdı. O zamanlar futbol topuna ayak vurmak bir şanstı. Hüseyin Bayerin evinin önünde Kasap Kadirin ve Kasap Dervişin (Kardeştir) evi yer almaktaydı. Kişmir Cumo emminin evi de Ankara demiryolunun kenarında, kasap kadirin evinin önünde iki katlı bir taş yapıydı. Cumo emmi ufak tefek yapılı biriydi. Bedduasının tuttuğu, yan bakmasından korkulduğu söylenirdi. 70 li yıllarda büyük oğlu Erol Karacan Mersin SSK hastanesinde çalışırken, Belediye Başkanı olmuş ve Yenicenin Kentleşmesine önemli katkılarda bulunmuştur.
Avgan Alişanın evinin bitiminden içeriye giren dar sokağın başında iki katlı bayağı geniş bir sofaya sahip, taştan örülmüş Gülbabaların evi vardı. Bu ev halen aynı özelliklerini taşıyarak varlığını sürdürmektedir. Dabis müslümün evi ile Yenicenin en önemli bakkallarından Nazım Kirişin evi de Gülbabaların doğusunda yer alırdı. İki katlı, topraktan yapılı bir evdi. Gülbabaların evinin önünde, döneminin en önemli güreşçisi olarak lanse edilen Kistilinin evi yer almaktaydı. Kistili beyaz Bektaşi bıyıkları ile sevecen bir yapıya sahip, sevilen biriydi. Çukurova da, Karakucak güreşlerinde isim yapmış, Yeniceli Pehlivan diye anılırdı. Ankara Dmiryolu geçinin kuzeyinde Müslüm Kuru ve kardeşlerinin, Gazeteyi ters okuduğu için adı Deli Durana çıkmış, Duran öztürkün evi, Minco Bahri diye anılan Bahri Bulutun evi, Yastının Âlinin (Bekçi Ali) evi, Azime teyzenin evi, Çukobirlikte çalışarak hayatını kazanan Teslime ablanın evi, Göv Şükrünün Avradı Ismıhan teyzenin evi ile 70 li yıllarda siyah bisikleti ile kapı kapı dolanıp, gece gündüz demeden hastalara şifa dağıtan, Temiz- Güler yüzlü son derece beyefendi konuşması ile dikkat çeken Yakup Güneşin evi. O dönemler iğnecilikte zor idi. Her iğneden sonra mikrop taşımasın diye gazocağı üstünde , madeni bir kapta iğneler kaynatılırdı, iğne kaynarken evde gelmiş-geçmişten sohbetler olurdu. Başlı başına bir işti.
Biçerlerin evlerinin bitiminde Karaların evi başlardı. Selektörün konulduğu meydana bakardı. Klasik bir çiftçi eviydi. Birbirlerine tutkun bir aileydi. Babaları otoriter bir görüntü verir ve az konuşan bir yapıya sahipti. Küçük aşırın evi iki katlı önü bahçeli bir evdi. Aşır emmiye fiziki yapısı küçük olduğu için bu lakap takılmıştı. Eşek arabası ile tarlasına gidip gelirdi. Birde Yanında Fadime adında, sanırım öksüz olduğu için sahiplendiği bir kadın vardı. Evin bütün işlerini onun çekip çevirdiği söylenirdi. Kökeninin Kayseri tarafı olduğu söylenirdi ama doğruluğu konusunda net bir bilgi sahibi degilim. Küçük aşırın evinin dogu tarafında Daşa Hüseyin amcanın evi vardı. Daşa Hüseyin Belediye de zabıta memuruydu. Daşa emmi, iri yarı-sessiz biriydi. Kebabçılar diye anılan, hatırlayabildiğim en büyükleri Kebabçı cumali ağabeyin olduğu ev (Kardeşi Akif ile birlikte Yenicesporun Kaleciliğini yapmışlardır.) ile Gazozcu Mehmet ağanın evi yan yanaydı. Gazozcu Mehmet ağanın evinin yanında gazoz imalathanesi vardı. Parası olan çocuklar buraya gider, yeni doldurulmuş buz gibi gazozdan içerlerdi. Bu o dönemler bir ayrıcalıktı. Musa Özgün dayı DDY de çalışır, eli yüzü temiz, beyaz benizli bir adamdı. Onunda iki katlı yüksekçe evi burada yer alırdı. Kapısının önünde yazları yatmak için köşk vardı. Nacar Memedin iki katlı toprak yapılı evi de musa emminin evinin önündeydi. Nacar memed iyi bir inşaat ustasıydı. Hemen evin yanında ise 70 li yılların sosyal yaşamına damgasını vuran, Edibin yazlık sineması yer alırdı. Edibin Sineması deyip, geçmemek gerekli. Aslında başlı başına bir sosyal olaydı. Yenicenin insanlarının gelişimine, dönüşümüne, giyim-kuşamından hayatın her alanına etki eden bir olaydı. Her gün akşam sinemaya gidip gelmeler, gençler içinde bir ayrıcalık yaratırdı. Çevre Köylerden gelenlerle ilişkilerde önemli mesafelerin katedilmesi konusunda katkıda bulunmuştu. Gençler için Tiyatro yapma imkanı vermiş, burada Buzlar Çözülmeden adlı oyun sahnelenmişti. Bu oyunun sergilenmesinde Yenicenin Damadı-Edebiyat öğretmeni Hami Karslı’nın büyük katkısı olmuştu.(Topal Selverin damadı-Güner hanımın beyi) Hami Karslı, daha sonraları Yenice de ilk yazılı yayın organı Yenicehaber gazetesini çıkarmış ve dönemin siyasi konjoktürüne katkıda bulunmuştu.


NOSTALJİ-YENİCE VE KENTLEŞME-13

Kadir Duman
Yeniceyi ortadan ikiye bölen Mersin-Ankara demiryolunun hemen alt tarafında, DDY ambarında çalışarak hayatını kazanan Abbas ağanın evi vardı. Sanırım, Abbas ağanın sülalesine Köse veliler deniliyordu. Abbas ağa, saçlarını hep kazıtan, dazlak kafalı, bunun yanında bayağı kilolu biriydi. Kilosundan olsa gerek giydiği pantolon mu şalvar mı ayırt etmek zordu. Ensesinden mendili eksik etmezdi. Kardeşi Cemal Yavuz un evi de hemen yanında yer alırdı. Cemal Yavuzun oğlu Hulusi genç yaşta geçirdiği ve uzun sürede çektiği rahatsızlık sonucu rahmetli olmuştu. İstasyon semtinin renkli simalarından Boyacı durmuşun ilk eşi, Kör Döne bacının, Abbas ağanın kardeşi Sali den satın aldığı evi ile temizkanların evleri yan yana dizilirdi. Temizkanların babası Yusuf emmi, tombul- sevecen, ak saçlı bıyıklı biriydi. Fiziki yapısından olsa gerek göde Yusuf diye anılırdı. Bazılarıda gödecik derlerdi. Nasip ağa da babasından farklı degildi. Daha sonraları Temizkanların bir kısmı Demiryolunun üst tarafına geçtiler ve yerleştiler. Asfalt yolla Demiryolu arası kendilerine ait bağdı. Eski yerlerinde sadece Cevdet (Sağır) ve Necati Temizkan ağabey ev yaparak yerleşti. Daha sonraları Yenice kökenli olmayan Zülfikar hoca da ev yapmıştı.
Mersin-Ankara Demiryolu makasının arasında da yerleşim yerleri mevcuttu. Çete yusufun evi de burada yer alırdı. Çete yusufun da kökeni Sivas-Kayseri yöresindendi. Kendisi DDY de çalışırdı. Kalbinde kötülük olmayan ama biraz yüksek sesle konuşan biriydi. Makascı Mustafa emmi Geçit bekçisi idi. Uzun boylu, babayiğit biriydi. Trenleri Yenice istasyonuna giriş çıkışlarında bariyer kapatır-açar hayatını öyle kazanırdı. Hanımı Emsal teyze çok neşeli-konuşkan şakacı bir kadındı.En büyük oğulları Veli abi, belediyeye girmişti. Makascı Mustafa emminin oğulları Vedat- Erol-özkul-Hayırlı nın güzel sesleri vardı. Okul müsamerelerinde, düğünlerde filan türkü söylerlerdi.Hamza Daloğlunun evi de burada yer alırdı. Hamza Daloğlu şakacı-efendi biriydi. Hanımı Ferdane bacı da, tıpkı Emsalca gibi şen şakrak, şaka yapan hayatla daima dalga geçmeye çalışan bir yapısı vardı.Sağırların evleri de makascı mustafanın evinin arkasında iki katlı bir toprak yapıydı. Ankara yolu geçidine doğru da kıllorların yan yana dizilmiş evleri bulunmaktaydı. Bu evler yol kenarına kapalı bir biçimde yapıldığı için fazla görünmezdi. İçeri ancak işi olan veya tanıdıkların girdiği bir yapıydı. Hep arka taraftan veya yan taraftan görünürdü.
Mersin demiryolunun ikinci geçidinin hemen altında Ali Rıza Kurt a ait, o dönemin en güzel evlerinden biri olan ve konak diye anılan ev yer almaktaydı. İki katlı bir yapıydı. Çok büyük bir sofası vardı. Ön tavandaki dekoru, korkuluklarının temizliği ve boyası ile Yenicenin en güzel evlerinden biriydi. O dönemlerin evleri sıraya konulsa belki ilk üçe girerdi. Ali Rıza emmi istasyonda küçük bir külübe de arzuhalcilik yapardı. Bir ara çimento ticaretide yapmıştı. Büyük oğlu Alişan, Belediyede Zabıta Memurluğu yaparken ayrılmış, Karayollarına girmişti. Çok güzel giyinen-güzel konuşan yakışıklı bir gençti. Yenicenin tarihinde az rastlanan bir olayın faili olmuş-Alkolün etkisi ile eşini vurmuş, cezaevine düşmüştü.
Yenice 65 li yıllarda elektriğin gelmesi ile birlikte hem fiziki yapısında-hem de insan yapısında önemli gelişmeler kaydetmiş bir yerleşim alanıdır. Yenice, 80 Li yılların ortalarına kadar toplumsal yapısı gereği tam bir barış kasabası olmuştur. Eline Diline Beline sahip olmanın, edep erkanına sahip çıkmanın katkısı ile ciddi sayılacak olay olmadan yaşamayı becerebilmiş insan topluluğundan oluşmaktadır. Yenice, Kent olarak da 80 li yılların ortasından itibaren fiziki olarak da değişime uğramaya başlamıştır. Bu satırları kaleme alan kişi olarak, bu kasabada doğmuş, bu kasabanın acı suyunu içmiş, tozlu ve çamurlu yollarında yürümüş birisi olarak bu döneme tanıklık etmişimdir. Yaşarken gördüğüm-tanıdığım-bilebildiğim-dağarcığımda saklayabildiğim, okurlarımız için nostalji olacak ve gelecek nesillere bir nebzede olsa bilgi aktaracak yazı dizisini kaleme almayı görev bildim. Bu yazı dizisini hazırlarken kullandığım isimleri-lakapları hiçbir art niyet taşımadan, kişi haklarına zarar vermeyi düşünmeden kullandım. Amacım bildiğim kadarıyla, bildiğimi gelecek nesillere doğru olarak aktarmaktan başka bir şey değildir. Bunun; böyle algılanması-değerlendirilmesi bu satırları kaleme alan kişiyi mutlu eder. Belki daha yazacak çok şey vardır. Ama,
YENİCE BİTMEZ…………
Kadir Duman

 ŞİİRLERİM

ŞİİRLERİMŞİİRLERİM


 

Almış kalemini eline

Hazmedememiş doğruyu bile
Kin ile nefret ile
Bak ite hele hele...
 
Anan beli Baban beli
Nedir bu hal sendeki
Kırmış kibirinden dingili
Bak ite hele hele...
 
Kim vurdu seni zincire
Yenik düşmüşün nefsine
Fazla gelme üstüme
Bak ite hele hele...
 
İşlemişin kelimeleri birbirine
Beni de eklemişin rengine
Güldüm entelektüel haline
Bak ite hele hele...
 
Sosyal medyada entelektüelsin
Evinde ise bir büyük eziyetsin
Özünde sözünde bir çelişkisin
Bak ite hele hele...
@Beyleri
 
GÜLGÜL
 
Kuru bir tohum idim
Kara kura biçimsiz
Güzel parmaklar arasından
Toprak ile buluştum.
 
Susamışım...
Bir kış uykusundan
Uyandım...
Filizlenip kök saldım.
 
Güneşe hasret
Can oldum yeşerdim
Yaprak oldum,gül oldum
Sevildim...
 
Bir Arının ayaklarından
Harmanlandım...
Serpildim büyüdüm
Sevgi ile aşk ile...
 
O Parmak uçlarından
Okşandım...
Okşandım...
Okşandım...
@beyleri
 

 
Bazen dalırım uzaklara
Uzaklar yakınım olur
Yakınım uzak...
Kelimeler takılır dilime elime
Bazen bir damla olur
Gözlerimizde...
Söyleyemediklerim....
Söylediklerim olur
Yalnızlığım özlemin
Sevgin ile buluşur
İyi ki varsın,dercesine
Ìyi ki varsın sevdiĝim.
@beyleri
 

 

Ufak tefek duygular
Birikdirdik Heğbemizde
Yarınlara erteledik
Mesafeler koyduk aramıza
Savrulduk...
Bir rüzgarın eşliğinde
Bir o yana
Bir bu yana
Duygular,canlanınca anılarda
Geç fark etik
Sevmeyi ve sevilmeyi
@beyleri

 

HATAYHATAY

 
Gökteki kuş utandı
Denizdeki Balık utandı
Duvardaki Taş utandı
Bir sen Utanmadın
Hırsız,arsız...
 
Inşa eden amele utandı
Elini tutan Baba utandı
Feryat eden Anne utandı
Bir sen Utanmadın
Hırsız,arsız...
 
Yer inledi gök inledi
Anne diyen çocuk inledi
Duvardaki resim inledi
Bir sen bir sen dinlemedin
Hırsız,arsız...
 
Can yok Canan yok
El uzatan dostlar çok
Koskoca devlet yok
Bir sen Utanmadın
Hırsız,arsız...
@beyleri

 
Daracık sokaklarındayım
Küçücük bir şehrin
O kadar göz kamaştırıcı
Ve bir O kadar uçuk
Altlar ve Üstler
Bu kadar yakın
Ve bu kadar uzak
Bir birilerine
Bana ait hiç bir şey
Kalmamış,bu şehirde
Bir yabancı gibiyim
Anlıyor musun
@beyleri