Alamanya Beyleri

Anılarımız ile Almanya Resimler Karpınar Vidyolar İletişim

 

 

 
 
 

 

 
 
 
   BAYRAK
  alamanyabeyleri  

Bayrak sadece ulusu değil aynı anda sahibi olduğu toplumu da simge eder. Bayrağa göstereceğiniz veya gösterdiğiniz saygı o topluma gösterdiğiniz veya göstereceğiniz saygı demektir. Bu konuda verilecek en güzel örnek ise.

''Atatürk'ün İzmir'in kurtuluşu esnasında basıp geçmesi için yoluna yere serilen yunan bayrağına basmaması ve bayrağı yerden kaldırtması olayıdır. Yunanlıların İzmir'i işgal sırasında Türk bayrağını yere serip çignemelerine misilleme olarak bu davranışın yapılmak istendiği söylenmiş, ama Atatürk her ulusun bayrağının o ulus için değerli olduğunu belirterek yunan bayrağına basmayıp yerden kaldırtarak yüce gönüllülük örnegi sergilemiştir.''

   Bir sanatçı sanatını icra ederken nasıl duruş sergilemeli
  alamanyabeyleri  

Her birey gibi sanatçıda ailesinden ve çevresinden aldığı öğreti ve eğitimi ile kişiliğini tamamlar b...uda yapmış olduğu sanatına yansır. Bazı sanatçılar sanatını icra ederken ekonomik çıkarları ön plana alırlar güncel olayları malzeme yaparlar ve kendi dünya görüşleri ile ikiciliğe düşerler.

Biz bu tip sanatçılara ikiyüzlü çıkarcı dönek sanatçı diye niteleriz.

Oysa biliriz ki düşüncelerini ve karakterini her zorluğa rağmen koruyan ekonomik buhranı bile göze alan adam gibi adam sanatçılarımız ile övünürüz. Bizlere ise bu iki kişilik arasında seçim yapmak yaraşır dinleyici olarak.

Selam olsun olduğu gibi görünen sanatçılarımıza.

  Almanya'ya göç 50 ci yılında
  alamanyabeyleri  

 

 

Almanya ya göçün 50.yılında, göçün gelişen süreci çesitli sivil toplum örgütleri tarafından kutlanıyor. Medyada göce ait haberlere yer veriliyor.

 ( Almanya'da olup, yöresinde hayalen yasayan bazı arkadaşlarımız ise on yıl önce gündeme taşidıkları konuyu bir türlü asamadıkları gibi, benzeri konuyu yaşatmaya çalisan arkadaşlarımızda bu yoldalar! )

50 yıldır nüfusumuz ile birlikte büyüyen sorunlarımız yeterince irdeleniyor mu?

Dördüncü kuşağın oluştuğu Almanya'da bizler buradaki sorunlarımıza eğilim göstermeyip hala elimizde bavul gözümüz merdivende Türkiye'ye dönmenin hayalleri ile yaşamaktayız. Oysa görünen o ki 50 yıldır burada olmamız bunun öyle olmadığının bir göstergesidir.

Yasadığımız toplumda her kuşağın kendine ait sorunları vardır. Bu sorunlarla bas edemeyen halkımız çogu kez sorunu ile bas basa bırakılmıştır. Buda yetmiyormuş gibi bazı konularda deşifre edilerek ( cifte vatandaşlık, bankalara döviz yatırımı.) Alman makamlarından maddi zararlara maruz kalmışlardır.

Atmışlı yılarda çogunlugu kırsal bölgelerden gelen Babalarımız ve Annelerimiz arkalarında gözü yaslı çocuklarini eslerini yakınlarını bırakarak dilini örf ve adetlerini bilmedikleri bir ülkeye gelerek bu zor şartlar altında para kazanarak geri dönmeyi planlamışlardır. Çogumuz biliriz kimisi bir traktör alıp dönecekti kimisi bir çift öküz alacaktı. Kimisi de biraz para biriktirip bir yatırım yapacaktı. Evdeki hesabin carsıya uymazlığını çok yasayanlar oldu. Tas ve tas üstünde kalmayan Faşist Hitler rejiminin bıraktığı virane ülkeye bizim gibi kendi kendini besleyecek yedi ülkeden biri olan Türkiye'den gelmemizde ayrı acı bir gerçek olsa gerek.

Gelişen süreç içerisinde Almanya'daki Türklere bakış acısı zaman içerisinde değişime uğramıştır. Bu değişim ayni süreç içerisinde Türkiye'de de Almancalara karşi değişime uğramıştır.

Almanya'da yasayan ilk kuşağın dil ve uyum sorunu günümüzde hala değişmemiştir.

 İkinci kuşak ise iki kesimi ile ele almak gerekir Türkiye'den gelenler aile bileşimi ile. Almanya’da doğup büyüyenler. Anne ve Babalarının ister dil sorunları olsun isterse kendilerinin eğitim sorunlarının olması çocuklarina yeterince destek verememeleri. Çocuklarinin eğitimde kendi geleceklerini kendileri ile baş başa bırakmıştır.

 Üçüncü kuşak bu yönü ile şanslıdır, onlar hem dil konusunda hem de kültürel konuda artik her iki dili ve kültürü tanımaktadır.

Dördüncü kuşak ise Alman ve Türk dilini ve Kültürünü daha iyi tanıyacaktır maalesef ayırt edemeyecektir?

Almanya'ya Göçün 50.Yılında, bulundukları tüm alanlarda üstün basarılar ve daha güzel yarınlar yasayabilmek için tüm gurbetçi dostlarımızı.

Saygı ve sevgi ile selamlıyoruz.

MENDİLİMDE KAN SESLERİ

''Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil

Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün O kadar çabuk O kadar kısa
İşte o kadar.''
Edip Cansever

   Modernleşen Köleci Toplum
  alamanyabeyleri  

Teknolajinin gelişmesi ile birlikde kendisini sürekli yenileyen kapitalist sistemin bize yansımaları.Modern köleci toplum diye nitelememiz yerinde olsa gerek bugünkü işci sınıfının üzerinde yapilan uygulamalara.
 Taşeron Firma adı altında düşük fiyatlar ile çalisdirilan emekciler çalisdiklari ve çalisdirildiklari Firmalar arasında fırsatan istifade niteliginde düşük ücretle ve kötü kosular altında çalisdirilmakdadir.Ekonomik kıriz ile birlikde gelişip büyüyen bu sektör öyle bir konuma geldi ki,artık işci bulma kurumları ile birlikde çalisabilmekde dir.Hata baziıFirmalar başka Taşeron Firma adı altında kendilerine yeni oluşumlar kurarak bu firsatan istifade etmekdedirler.
  Peki bu Taşeron Firmaların biz emekcilere yada kendilerine olan zararları nelerdir.
 Öncelikle çalisdiklari Firmalarda ise alınabiliriz umudu ile çalisdiklari iş koşularında kendilerine yöneltilen teklif ve taleplere hayır demek gibi bir durum oluşdurulmuyor.Bu durum diger işcilerinde zaman içerisindeki olumsuzluklara karşi olan direnişlerini kırmakdadır.
  Işveren açısından ise güzel ve mantıklı bir işgücüdür.Istedigi süre içerisinde çalisdirip istedigi an ise gönderebilecegi bir amele işcisi gibidir.Öyle ki artık çalisdirilan işcilerin yüzde elisi taşoren işcileri ile doldurulmakdadır.Ayrıca Taşoren Firmasının işcileri ile diger işcilerin aydatları arasında büyük bir farklılık vardır.

Alım gücü düşen işci sınıfının yaşam standartı ve geçim sıkıntısı bununla birlikde emekçilerin ikinci bir işde çalisma riskini dogurmakdadır.Bir örnek verecek olursak.
 Hannover: Yapılan bir araşdırmada son iki yilda,3,7 % ikinci bir işyerinde çalisilmakda."(2008 yılına nazaran ise 15% dir.AWD)
  Bu çalisma koşuları ile birlikde gelen olumsuzluklar.
  Dortmund:Bilimsel açıdan kanıtlanan,çok çalismak saglıksız.Haftada uzun calışanlar daha çok rahatsızlık çekiyor.Uyku rahatsızlıgı,sırt agrısı ve kalp rahatsızlıgı.(BAuA)Yapılan testlere göre,her dört kişide haftada 60 saat çalisan uyku sorunundan şikayetci.Haftada 35 ve 44 Saat çalisanlarin ise beş kişide birisi.Haftada 19 Saatan az çalisanlar ise her on kişi de birisi.Vardiyeli çalisanlar veya ihtiyaca göre gece akşam çalisanlar ise rahatsızlıkları daha fazlalaşiyor.
  Saglıgı bozuldugu gibi sosyal yaşamıda bozulmakdadır.
 Diger bir yandan yarın nerede hangi Firmada ne kadar çalisacagini bilmeyen bu işciler artık günlük çalismaya günlük düşünmeye ve günlük tüketmeye başlamışdır.Artık yarına yarınlara dönük planlar yapmak ona hayal ürünüdür.
 Peki böylesi bir toplumda aile yasamından bahsedebilirmiyiz?
 Bu olumsuzluklar ile birlikde Kapitalis sistem bir adim daha ileri giderek vardiye sistemlerinde, firsat bu firsat der cesine degişik uygulamalarda geç kalmamışdır.20,21,15,16 vardiye 18 vardiye üc günlük vardiye üc haftalik vardiye vs. derken kendi istegine göre renga renk vardiye şekileri uygulamakdadir.
 Artık hafta sonu'nun ailesel bir önemi kalmadıgı gibi dini açıdan da bireye zaman bırakmamışdır.Biz işci sınıfı açısından bakalım olaya Anne ve Baba çalisdiklari bu yogun tempo içerisinde artık evlerini bir pansiyon gibi kulanmaya ve çocuklarina yeterince ilgi ve sevgiyi verememekdedir.Böyle yetişip gelişen bir aile fertlerinden egoist bireysel bir gencligin oluşmaması mümkün degildir.Mutlakki böylesi bir toplum,varolan sistemin de emelidir!

Daha da önemlisi işci sınıfının bütünlügünü böylelikle baltalamakdadır.
  Bütün bu olumsuzluklara ragmen oturdugumuz yerlerde dertleşip şikayetleşecegimize sendikal mücadele içerisinde yer alip sınıfsal özeliklerimizi ve haklarımızı gasp eden bu sisteme karşi sendikal mücadeleden yer almakdır, başka bir alternatifimizde yokdur.

Unutmayalim ki sendikalar gücünü biz işci sınıfından almakdadır.

Yarınlara yeni Köleler yetişdirmemek için.

   
  alamanyabeyleri