Gazeteler

     SueddeutscheZeitung
     FrankfurterAlgemein
     AllgemeineZeitung
     Focus
     Die Welt
     NeuePresse
 
     Cumhuriyet
     Milliyet
     Hurriyet
     Sözcü
 

Sitemize yer veren Linkler

     İgdeli.de
     Turkmensitesi
     Burunoren-home
 

 Faydali Linkler

     rküler
     Siir
     Diziizle
     Sözcük Çevir
 

 

 

 

 

 

 

Halk Tv

 

 

 

 

 
 
 

 

 

   BAYRAK
   alamanyabeyleri
 

Bayrak sadece ulusu değil aynı anda sahibi olduğu toplumu da simge eder. Bayrağa göstereceğiniz veya gösterdiğiniz saygı o topluma gösterdiğiniz veya göstereceğiniz saygı demektir. Bu konuda verilecek en güzel örnek ise.

''Atatürk'ün İzmir'in kurtuluşu esnasında basıp geçmesi için yoluna yere serilen yunan bayrağına basmaması ve bayrağı yerden kaldırtması olayıdır. Yunanlıların İzmir'i işgal sırasında Türk bayrağını yere serip çiğnemelerine misilleme olarak bu davranışın yapılmak istendiği söylenmiş, ama Atatürk her ulusun bayrağının o ulus için değerli olduğunu belirterek yunan bayrağına basmayıp yerden kaldırtarak yüce gönüllülük örneği sergilemiştir.''

 

 

   Modernleşen köleci toplum
   alamanyabeyleri
 

  Modernleşen köleci toplum

  Teknolajinin gelişmesi ile birlikde kendisini sürekli yenileyen kapitalist sistemin bize yansımaları.Modern köleci toplum diye nitelememiz yerinde olsa gerek bugünkü işci sınıfının üzerinde yapilan uygulamalara.
 Taşeron Firma adı altında düşük fiyatlar ile çalışdırılan emekciler çalışdıkları ve çalışdırıldıkları Firmalar arasında fırsatan istifade niteliginde düşük ücretle ve kötü kosular altında çalışdırılmakdadır.Ekonomik kıriz ile birlikde gelişip büyüyen bu sektör öyle bir konuma geldi ki,artık işci bulma kurumları ile birlikde çalışabilmekde dir.Hata baziıFirmalar başka Taşeron Firma adı altında kendilerine yeni oluşumlar kurarak bu firsatan istifade etmekdedirler.
  Peki bu Taşeron Firmaların biz emekcilere yada kendilerine olan zararları nelerdir.

 Öncelikle çalışdıkları Firmalarda ise alınabiliriz umudu ile çalışdıkları iş koşularında kendilerine yöneltilen teklif ve taleplere hayır demek gibi bir durum oluşdurulmuyor.Bu durum diger işcilerinde zaman içerisindeki olumsuzluklara karşı olan direnişlerini kırmakdadır.
  Işveren açısından ise güzel ve mantıklı bir işgücüdür.Istedigi süre içerisinde çalışdırıp istedigi an ise gönderebilecegi bir amele işcisi gibidir.Öyle ki artık çalışdırılan işcilerin yüzde elisi taşoren işcileri ile doldurulmakdadır.Ayrıca Taşoren Firmasının işcileri ile diger işcilerin aydatları arasında büyük bir farklılık vardır.
  Alım gücü düşen işci sınıfının yaşam standartı ve geçim sıkıntısı bununla birlikde emekçilerin ikinci bir işde çalışma riskini dogurmakdadır.Bir örnek verecek olursak.
 Hannover: Yapılan bir araşdırmada son iki yilda,3,7 % ikinci bir işy
erinde çalışılmakda."(2008 yılına nazaran ise 15% dir.AWD)
  Bu çalışma koşuları ile birlikde gelen olumsuzluklar.
  Dortmund:Bilimsel açıdan kanıtlanan,çok çalişmak saglıksız.Haftada uzun calışanlar daha çok rahatsızlık çekiyor.Uyku rahatsızlıgı,sırt agrısı ve kalp rahatsızlıgı.(BAuA)Yapılan testlere göre,her dört kişide haftada 60 saat çalışan uyku sorunundan şikayetci.Haftada 35 ve 44 Saat çalışanların ise beş kişide birisi.Haftada 19 Saatan az çalışanlar ise her on kişi de birisi.Vardiyeli çalısanlar veya ihtiyaca göre gece akşam çalısanlar ise rahatsızlıkları daha fazlalaşıyor.
  Saglıgı bozuldugu gibi sosyal yaşamıda bozulmakdadır.
 Diger bir yandan yarın nerede hangi Firmada ne kadar çalışacagını bilmeyen bu işciler artık günlük çalısmaya günlük düşünmeye ve günlük tüketmeye başlamışdır.Artık yarına yarınlara dönük planlar yapmak ona hayal ürünüdür.
 Peki böylesi bir toplumda aile yasamından bahsedebilirmiyiz?
 Bu olumsuzluklar ile birlikde Kapitalis sistem bir adim daha ileri giderek vardiye sistemlerinde, firsat bu firsat der cesine degişik uygulamalarda geç kalmamışdır.20,21,15,16 vardiye 18 vardiye üc günlük vardiye üc haftalik vardiye vs. derken kendi istegine göre renga renk vardiye şekileri uygulamakdadir.
 Artık hafta sonu'nun ailesel bir önemi kalmadıgı gibi dini açıdan da bireye zaman bırakmamışdır.Biz işci sınıfı açısından bakalım olaya Anne ve Baba çalışdıkları bu yogun tempo içerisinde artık evlerini bir pansiyon gibi kulanmaya ve çocuklarına yeterince ilgi ve sevgiyi verememekdedir.Böyle yetişip gelişen bir aile fertlerinden egoist bireysel bir gencligin oluşmaması mümkün degildir.Mutlakki böylesi bir toplum,varolan sistemin de emelidir!
  Daha da önemlisi işci sınıfının bütünlügünü böylelikle baltalamakdadır.
 Bütün bu olumsuzluklara ragmen oturdugumuz yerlerde dertleşip şikayetleşecegimize sendikal mücadele içerisinde yer alip sınıfsal özeliklerimizi ve haklarımızı gasp eden bu sisteme karşı sendikal mücadeleden yer almakdır, başka bir alternatifimizde yokdur.
 Unutmayalim ki sendikalar gücünü biz işci sınıfından almakdadır.

 Yarınlara yeni Köleler yetişdirmemek için.

 
   Sanatçı
   alamanyabeyleri
 

  Bir sanatçı sanatını icra ederken nasıl duruş sergilemeli.

  Her birey gibi sanatçıda ailesinden ve çevresinden aldığı öğreti ve eğitimi ile kişiliğini tamamlar buda yapmış olduğu sanatına yansır. Bazı sanatçılar sanatını icra ederken ekonomik çıkarları ön plana alırlar güncel olayları malzeme yaparlar ve kendi dünya görüşleri ile ikiciliğe düşerler.

  Biz bu tip sanatçılara ikiyüzlü çıkarcı dönek sanatçı diye niteleriz.

  Oysa biliriz ki düşüncelerini ve karakterini her zorluğa rağmen koruyan ekonomik buhranı bile göze alan adam gibi adam sanatçılarımız ile övünürüz. Bizlere ise bu iki kişilik arasında seçim yapmak yaraşır dinleyici olarak.

  Selam olsun olduğu gibi görünen sanatçılarımıza.

 
   50 Yılında Göçmen Türkler
   alamanyabeyleri
 

 
https://www.facebook.com/groups/149529691905200/
 

 Almanya'da Yabancı Türkiye'de Almancı

   alamanyabeyleri
 

Almanya ya göçün 50.yılında, göçün gelişen süreci çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından kutlanıyor. Medyada göce ait haberlere yer veriliyor.

  ( Almanya'da olup, yöresinde hayalen yasayan bazı arkadaşlarımız ise on yıl önce gündeme taşıdıkları konuyu bir türlü asamadıkları gibi, benzeri konuyu yaşatmaya çalışan arkadaşlarımızda bu yoldalar! )

   50 yıldır nüfusumuz ile birlikte büyüyen sorunlarımız yeterince irdeleniyor mu?

   Dördüncü kuşağın oluştuğu Almanya'da bizler buradaki sorunlarımıza eğilim göstermeyip hala elimizde bavul gözümüz merdivende Türkiye'ye dönmenin hayalleri ile yaşamaktayız. Oysa görünen o ki 50 yıldır burada olmamız bunun öyle olmadığının bir göstergesidir.

    Yasadığımız toplumda her kuşağın kendine ait sorunları vardır. Bu sorunlarla bas edemeyen halkımız çoğu kez sorunu ile bas basa bırakılmıştır. Buda yetmiyormuş gibi bazı konularda deşifre edilerek ( cifte vatandaşlık, bankalara döviz yatırımı.) Alman makamlarından maddi zararlara maruz kalmışlardır.

    Atmışlı yılarda çoğunluğu kırsal bölgelerden gelen Babalarımız ve Annelerimiz arkalarında gözü yaslı çocuklarını eslerini yakınlarını bırakarak dilini örf ve adetlerini bilmedikleri bir ülkeye gelerek bu zor şartlar altında para kazanarak geri dönmeyi planlamışlardır. Çoğumuz biliriz kimisi bir traktör alıp dönecekti kimisi bir çift öküz alacaktı. Kimisi de biraz para biriktirip bir yatırım yapacaktı. Evdeki hesabin carsıya uymazlığını çok yasayanlar oldu. Tas ve tas üstünde kalmayan Faşist Hitler rejiminin bıraktığı virane ülkeye bizim gibi kendi kendini besleyecek yedi ülkeden biri olan Türkiye'den gelmemizde ayrı acı bir gerçek olsa gerek.

    Gelişen süreç içerisinde Almanya'daki Türklere bakış acısı zaman içerisinde değişime uğramıştır. Bu değişim ayni süreç içerisinde Türkiye'de de Almancalara karşı değişime uğramıştır.

    Almanya'da yasayan ilk kuşağın dil ve uyum sorunu günümüzde hala değişmemiştir.

     İkinci kuşak ise iki kesimi ile ele almak gerekir Türkiye'den gelenler aile bileşimi ile. Almanya’da doğup büyüyenler. Anne ve Babalarının ister dil sorunları olsun isterse kendilerinin eğitim sorunlarının olması çocuklarına yeterince destek verememeleri. Çocuklarının eğitimde kendi geleceklerini kendileri ile baş başa bırakmıştır.

     Üçüncü kuşak bu yönü ile şanslıdır, onlar hem dil konusunda hem de kültürel konuda artik her iki dili ve kültürü tanımaktadır.

     Dördüncü kuşak ise Alman ve Türk dilini ve Kültürünü daha iyi tanıyacaktır maalesef ayırt edemeyecektir?

Almanya'ya Göçün 50.Yılında, bulundukları tüm alanlarda üstün basarılar ve daha güzel yarınlar yasayabilmek için tüm gurbetçi dostlarımızı.

Saygı ve sevgi ile selamlıyoruz.

MENDİLİMDE KAN SESLERİ

...

Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil

Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.

.................
Edip Cansever

 
   
   alamanyabeyleri